Hoşgörü ve Bilimin Adresine Hoşgeldiniz...

Bayramlar, milli ve dini duygularımızı örf ve âdetlerimizle süsleyip geçmişten devraldığımız mirası zenginleştirerek geleceğe taşıdığımız, hoşgörü ve yardımlaşma duygularının perçinlendiği, birlik ve beraberlik şuurunun doruk noktasına ulaştığı en müstesna günlerdir.

Manevi atmosferini en içten şekilde yaşayarak tamamlamış olduğumuz bir Ramazan Ayını daha huzur içerisinde geride bırakarak, heyecan ve özlemle beklediğimiz Ramazan Bayramına kavuşmanın mutluluğuyla, bu kutsal günün ülkemizde ve dünyanın muhtelif yerlerinde acı, sıkıntı ve zorluklar içindeki insanların gönüllerine inen birer cemre olması en içten temennimdir.

Asırlardan beri birlik-dirlik içerisinde kutladığımız, yardımlaşmanın ve dayanışmanın sembolü olan Ramazan Bayramının huzur ve kardeşlik ortamının doğmasına ve hayırlara vesile olmasını diler, tüm halkımızın ve İslam âleminin Ramazan Bayramını kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.
 

Prof. Dr. Hüsnü Salih GÜDER
Rektör                 .

"Düşünce Hayatı'nda Cemil Meriç" Paneli


 

 
Üniversitemiz Cemil Meriç Düşünce ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Düşünce Hayatı'nda Cemil Meriç" konulu panel, Atatürk Konferans Salonu'nda gerçekleşti.
 

 
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Rektörümüz Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder, Hatay İl Milli Eğitim Müdürü Osman Şimşek, Hatay İl Müftüsü Mustafa Sinanoğlu, öğretim elemanları ve öğrencilerimizin katılımıyla gerçekleşen panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından Rektörümüzün yaptığı açılış konuşmasıyla başladı.

Geçtiğimiz yıl Nisan ayında kurulan Cemil Meriç Düşünce ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin organlarının tamamlanmasıyla birlikte akademik ve kültürel faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Rektörümüz, Cemil Meriç'le ilgili şu bilgileri aktardı:

“Cemil Meriç, hayatını Türk milletine adayan münzevi ve müteessir bir fikir işçisidir. Türk tefekkür tarihinde fikir sancısını kutsal bir emanet gibi taşıyan, eşine ender rastlanan bir mütefekkirdir. Ailesi 1912 yılında Balkanlar'dan İstanbul üzerinden Hatay'a göç ettikten sonra 12 Aralık 1916'da Reyhanlı'da dünyaya gelen Hüseyin Cemil Meriç, penceresini dış dünyaya kapatan bir ruh haliyle kitapların engin ve zengin limanına demir atmıştır. Kitapların kendisi için bir liman, bir has bahçe olduğunu ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdiğini ifade etmiştir.”

Cemil Meriç'in imtihanların en çetininin gözlerini kaybetmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder, Cemil Meriç'in gözlerini hakikat uğruna feda ederek bir zafer ve fedakârlık numunesi olduğunu aktardı. Cemil Meriç'in en büyük korkusunun şuursuzluk yani yığın haline gelmek olduğunu dile getiren Rektörümüz, “Cemil Meriç, bu yönüyle kolay çözümlere yüz vermeyen bir hakikat avcısıdır. Cemil Meriç, ağaçların kökleriyle yaşayacağı idraki içerisinde, kökü mazide olan bir ati fikrinin savunucusudur. Meriç, insanımızın sırtını dayayacağı bir kale olması gerektiğini önemle belirtmiştir."
Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder, Cemil Meriç'in karanlıkları devirmek ve aydınlıkları açmak için kalemini kullandığını söyleyerek konuşmasını tamamla
mıştır.
Yapılan açılış konuşmasının ardından “Düşünce Hayatında Cemil Meriç” konulu panelde, panelistler sunumlarını gerçekleştirdi. Cemil Meriç Düşünce ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi'yle ilgili katılımcılara bilgi aktaran Cemil Meriç Düşünce ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Eyyup Coşkun, “Merkezimizin amacı, Cemil Meriç'in tanınması, eserlerini ve düşüncelerini aktarmak, Türk düşünce ve Türk hayatına kattığı entellektüel değerleri geliştirmek, ulusal ve uluslar arası alanda kültür, sanat, fikir ve bilimle ilgili araştırma, proje ve faaliyetler gerçekleştirmek” dedi.Doç. Dr. Eyyup Coşkun, Cemil Meriç Düşünce ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin faaliyetlerini aktararak sözlerini noktaladı.

Panelistlerden Prof. Dr. Alemdar Yalçın, "1970'lerdeki Gözlemlerimle Cemil Meriç" adlı sunumunda, 1970 yıllarında İstanbul Üniversitesi'nin yapısını anlattı. Prof. Dr. Yalçın, “İstanbul Üniversitesi, yalnızca sınıflar değildi. Üniversite, İstanbul'daki her şeydi. Sınıf, İstanbul hayatının tamamında devam ediyordu. Sahalar önemli buluşma yeriydi. Cağaloğlu, Remzi Kitabevi, Varlık Dergisi, bütün yazarların sohbet ettikleri yerlerdi. Cemil Meriç'i ilk duyuşum ise Hisar Dergisi'nde Fil Dişi Kuleden adlı köşesiydi. Hareket Dergisi'nde yazılarını yazmaya başlaması da Cemil Meriç'i anlamaya başladığımız zamanlardı."

Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Cemil Meriç'in aydın ve bağımsız düşüncelerini ise şu şekilde aktardı:

"Düşünenlerin düşüncesini düşünmeye, sonra da onların tesirinden kurtularak kendi kafasıyla düşünmeye ve hiçbir görüşün esiri olmamaya özen göstermekti. İzmler, insan idrakine giydirilmiş deli gömlekleridir." Prof. Dr. Yalçın'ın sunumunun ardından Araştırmacı Yazar Mehmet Tekin, "Cemil Meriç’in Hatay Günleri Üzerinden Notlar" konulu konuşmasında Cemil Meriç'in çocukluğundan itibaren Hatay'daki yaşamına dair bazı anekdotları aktardı.

Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne, “Fikir Tarihimizin Güvenilir Limanı Olarak Cemil Meriç” konulu konuşmasında, Cemil Meriç’in ‘Mağaradakiler’ kitabındaki hikâyesinden hareketle, Türk aydınlarının yalnız kalsa da doğru söylemeye devam etmesi gerektiğini ve ideolojilerin militanlaştırdığı insanları Cemil Meriç’in düşünce ufuklarına nasıl taşıdığını anlattı.

Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne, "Platon’un ‘Devlet’ isimli kitabının yedinci bölümünde, Cemil Meriç’in ‘Mağaradakiler’ adlı kitabının başında yer alan mağara hikâyesi vardır. Hikâyeye göre; mağaranın içerisinde hepimiz elimiz kolumuz bağlı zincirlenmiş oturuyoruz, başımızı oynatmamızın bile imkânı yok. Kapının önünden geçen canlıların gölgeleri mağaranın duvarına yansıyor.  Platon, mağarada bağlı şekilde oturanlardan birinin birdenbire bağlarından kurtulduğuna tanık oluyor, dışarıya çıkıyor ve sürekli gölgelerini görmeye alıştığı varlıkların asıllarını görüyor. Bunun üzerine dünyası değişiyor ve hala bağlı bir şekilde oturanlara dışarıda gördüklerini anlatıyor. Mağaradaki herkes ona sen delirmişsin diyor. Bu hikâye, felsefenin özüdür. Bu mağara alegorisini önce Cemil Meriç’in ‘Mağaradakiler’ kitabından okudum. Cemil Meriç’in kitabında, hikâyede mağaradan zincirlerini kırarak dışarıya çıkan, gerçek dünyayı bütün varlıkların asıllarını gören adamın aslında metnini okuduğunuzda Cemil Meriç olduğunu anlıyorsunuz.  Cemil Meriç, bizi elimizden tutup mağaranın dışına çıkarmış, kandırıldığımız, doğru zannettiğimiz, ezberlediğimiz şeylerin ne kadar sahte olduğunu Cemil Meriç’in rehberliğinde, onun gösterdiği yolda öğrenmiştik. Benim neslim, Cemil Meriç'in elinden tutarak dünyayı tanıdı. Ben, Cemil Meriç'i zihnimdeki haritada bir yere yerleştiremediğim bir adam olarak tanıdım"

Son olarak konuşma yapan Prof. Dr. Ümit Meriç "Dünya Entelektüeli Cemil Meriç” adlı sunumunda Cemil Meriç’le bir hayat paylaşmanın nasıl bir paylaşım olduğunu katılımcılara aktardı. Babasının kendisine 11 bin ciltlik kütüphane, 12 eser yanında bir ülke dolusu dost bıraktığını aktaran Prof. Dr. Ümit Meriç, “Cemil Meriç’in ‘Kültür’den İrfana’ adlı son kitabında ‘Ümran’dan Uygarlığa’ adlı kitabının da başlığında bir ülke olarak, bir imparatorluğun kurucusu olmuş olan bir imparatorluğun devamının entelektüel çerçevesini de kurmuş olan bir kavmin bugün yaşayan çocukları olarak, ‘Kültür’den İrfana’ mesajının Cemil Meriç’in verdiği son mesaj olduğunu hatırlamamız lazım. Cemil Meriç,  ‘Ümran’dan Uygarlığa’; ümran medeniyet kelimesinin İbn-i Haldun’un dünyasındaki karşılığıdır. Uygarlık, Uygurların en medeni kavim olmasından hareketle dil kurumunun uydurmuş olduğu bir kelimedir. Dolayısıyla mevcut bir medeniyetten içeri olmayan bir uygarlığa hicretinizin trajedisini ifade etmektedir ve beraberinde de kültürden irfana giden yolu göstermiştir. Ölmeden önce yapmış olduğu son röportajda Cemil Meriç’in eserlerinin, kültür cildinin tamamlandığını ve artık bundan sonra eserlerinin irfan ciltlerinin başlayacağını söyledi. Cemil Meriç, bize çok önemli bir vasiyeti irfan ciltlerini yazma mecburiyetini bıraktı. Her birimizin kendimizi bir dünya entelektüeli olarak hazırlaması gerekir. Çünkü Cemil Meriç, bir dünya entelektüelidir” dedi.

Konuşmaların ardından Rektörümüz Prof Dr. Hüsnü Salih Güder’in panelistlere çiçek ve plaket takdimiyle program son buldu.
 
 

 

Mustafa Kemal Üniversitesi BAUM 2013